Doğada var olmayan insanlar tarafından oluşturulan unsurlara ne denir ?

Cansu

Yeni Üye
Doğada Var Olmayan, İnsanlar Tarafından Oluşturulan Unsurlara Ne Denir?

Doğada Var Olmayan, İnsanlar Tarafından Oluşturulan Unsurlara Ne Denir?

Günlük hayatta kullandığımız bir yol, oturduğumuz apartman, geçtiğimiz köprü, girdiğimiz alışveriş merkezi, kullandığımız telefon, hatta bazı durumlarda şehirlerin kendisi... Bunların hepsi bize o kadar sıradan geliyor ki aslında önemli bir ayrımı çoğu zaman gözden kaçırıyoruz: Hangisi doğanın kendi ürünü, hangisi insanın oluşturduğu bir unsur?

Bu sorunun en temel cevabı “beşerî unsur”, “insan yapımı unsur” veya daha geniş anlamıyla “beşerî çevre” kavramıdır. Coğrafyada doğal çevrenin karşısında insan tarafından oluşturulan yapılar ve düzenlemeler genellikle beşerî unsurlar olarak ele alınır. Evler, yollar, köprüler, barajlar, fabrikalar, limanlar, tarlalar ve şehirler bunun en kolay görülebilen örnekleridir.

Fakat bana göre konuyu yalnızca “insanların yaptığı şeyler” diye tanımlamak biraz eksik kalıyor. Çünkü insanın doğaya yaptığı müdahale sadece bir bina dikmekten ibaret değil. Bir nehri yatağından değiştirmek, bir araziyi tarıma açmak, ormanlık alanı yerleşime dönüştürmek veya kıyıya liman kurmak da insanın çevreyi yeniden şekillendirmesidir. Yani beşerî unsurlar, insanlığın doğayla kurduğu ilişkinin adeta fiziksel izleridir.

Beşerî Unsur Tam Olarak Ne Demektir?

“Beşerî” kelimesi insanla ilgili, insan tarafından oluşturulmuş anlamına gelir. Bu nedenle beşerî unsur kavramını en basit haliyle insanın doğal çevreye eklediği, değiştirdiği veya oluşturduğu maddi ve mekânsal unsurlar şeklinde açıklayabiliriz.

Örneğin bir dağ doğal unsurdur. Fakat dağın içinden geçirilen bir tünel insan yapımıdır. Nehir doğal unsurdur; üzerine inşa edilen baraj ise beşerî unsurdur. Toprak doğal bir unsurken, o toprağın üzerine kurulmuş tarla sistemi insanın müdahalesinin sonucudur.

Burada küçük ama önemli bir ayrıntı var: Her beşerî unsur mutlaka tamamen sıfırdan üretilmiş olmak zorunda değildir. İnsan bazen var olan doğal bir unsuru dönüştürür. Tarım bunun çok güzel bir örneğidir. Bir tarlanın toprağı doğaldır ama toprağın sınırlandırılması, sürülmesi, sulanması, ekilmesi ve üretim amacıyla düzenlenmesi insan faaliyetidir.

Bu yüzden “doğada olmayan” ifadesini kelimesi kelimesine almamak gerekir. Çünkü insan yapımı unsurların hammaddelerinin büyük bölümü zaten doğadan gelir. Betonun hammaddesi, metaller, taş, kereste ve cam gibi malzemeler doğadan elde edilir. İnsan bunları işleyerek yeni bir işlev ve biçim kazandırır.

Doğal Unsur ile Beşerî Unsur Arasındaki Temel Fark

Doğal unsurlar, insan müdahalesi olmaksızın doğal süreçler sonucunda meydana gelen unsurlardır. Dağlar, akarsular, göller, denizler, ovalar, mağaralar ve doğal bitki örtüsü bunlara örnek verilebilir.

Beşerî unsurlar ise insanın üretimi veya müdahalesi sonucunda ortaya çıkar. Ev, okul, hastane, yol, fabrika, köprü, baraj, liman, havaalanı ve şehir bunların başlıca örnekleridir.

Ancak günümüzde doğal ve beşerî unsurlar arasındaki sınır eskisi kadar keskin değildir.

Örneğin İstanbul'daki bir parkı düşünelim. İçindeki ağaçlar doğal canlılardır ama ağaçların nerede dikileceğine, yolların nereye yapılacağına, sulama sistemine ve peyzaja insanlar karar vermiştir. Dolayısıyla park, doğal unsurlar ile insan yapımı unsurların birleştiği bir karma çevre örneğidir.

Bu durum aslında modern dünyanın temel özelliği. İnsan artık doğadan tamamen ayrı bir ortamda yaşamıyor; doğayı dönüştürerek kendisine yeni yaşam alanları oluşturuyor.

Bu Kavramın Tarihsel Kökenleri Nereye Kadar Gidiyor?

İnsanların çevreyi değiştirmesi yeni bir olay değil. Tarım toplumlarından çok daha önce insanlar taşlardan aletler yapıyor, barınaklar oluşturuyor ve ateşi kullanıyordu. Ancak yerleşik hayata geçişle birlikte insanın çevre üzerindeki etkisi çok daha büyük bir boyuta ulaştı.

Tarımın gelişmesiyle insanlar belirli alanlarda kalıcı olarak yaşamaya başladı. Tarlalar oluşturuldu, sulama kanalları açıldı, depolama alanları yapıldı ve konutlar inşa edildi.

Mezopotamya bunun en önemli tarihsel örneklerinden biridir. Metropolitan Museum of Art'ın çalışmalarında, Güney Mezopotamya'da MÖ 4. binyılın sonlarına doğru Uruk gibi büyük kentlerin ortaya çıktığı ve bu kentlerin yazı, yönetim, ticaret, mimari ve ekonomik organizasyon açısından önemli gelişmelere zemin hazırladığı belirtiliyor.

Burada bana göre çok ilginç olan nokta şu: İnsan bir bina yaptığında yalnızca fiziksel bir yapı ortaya çıkarmıyor. Aynı zamanda yeni bir toplumsal düzen oluşturuyor.

Bir şehir kurulduğunda yollar gerekiyor. Yollar ticareti kolaylaştırıyor. Ticaret depolama ve muhasebe sistemlerini geliştiriyor. Nüfus arttıkça yönetim mekanizmaları oluşuyor. Böylece basit bir yapılaşma hareketi, zamanla ekonomi, hukuk, kültür ve siyaset üzerinde etkili oluyor.

Yani ilk beşerî unsurların gelişimini yalnızca mimarlık tarihi olarak görmek yanlış olur. Aslında bu süreç insan uygarlığının örgütlenme biçiminin de tarihidir.

Şehirler: İnsan Yapımı Çevrenin En Büyük Örneği

Bugün beşerî unsurlar denildiğinde akla gelebilecek en kapsamlı örneklerden biri şehirlerdir.

Bir şehri sadece binaların yan yana gelmesi olarak düşünmek yeterli değil. Şehir; konutlar, yollar, kaldırımlar, altyapı sistemleri, kanalizasyon, elektrik şebekeleri, ulaşım ağları, sanayi alanları, alışveriş merkezleri, parklar, kamu binaları ve sosyal alanların oluşturduğu büyük bir insan yapımı sistemdir.

Üstelik bu sistem insanların davranışlarını da etkiler.

Örneğin işe yürüyerek gidebileceğiniz bir mahallede yaşamakla, her iş için otomobile ihtiyaç duyduğunuz bir bölgede yaşamak aynı deneyim değildir. IPCC, kompakt ve yürünebilir kent biçiminin daha düşük sera gazı emisyonlarıyla güçlü biçimde ilişkili olduğunu; otomobil merkezli ve dağınık şehirleşmenin ise daha yüksek enerji kullanımıyla bağlantılı olduğunu belirtiyor.

Burada önemli bir ders çıkıyor: İnsanların yaptığı çevre, insanların nasıl yaşayacağını da etkiliyor.

Yani bir şehir sadece insanların kararlarının sonucu değildir; aynı zamanda insanların sonraki kararlarını şekillendiren bir ortamdır.

Beşerî Unsurların Ekonomik Etkisi

İşin ekonomi tarafı da oldukça ilginç.

Bir yol inşa edildiğinde yalnızca asfalt dökülmüş olmaz. O yol bir bölgenin ulaşılabilirliğini değiştirir. Ulaşım kolaylaşırsa işletmelerin yer seçimi değişebilir, konut fiyatları etkilenebilir, iş gücünün hareketliliği artabilir ve yeni ticari merkezler oluşabilir.

Bir liman ise üretim ile uluslararası ticaret arasında bağlantı kurar. Bir havaalanı turizmi ve ticareti etkileyebilir. Bir baraj enerji üretimini ve tarımsal sulamayı destekleyebilirken, aynı zamanda çevredeki ekosistemleri ve yerleşim düzenini değiştirebilir.

Dolayısıyla beşerî unsurun ekonomik değerini sadece inşaat maliyetiyle ölçmek mümkün değildir.

Örneğin bir köprünün maliyeti milyarlarca lira olabilir. Fakat asıl ekonomik etkisi, insanların ne kadar zaman kazandığı, hangi bölgelerin birbirine bağlandığı, ticaretin nasıl değiştiği ve çevrede yeni ekonomik faaliyetlerin oluşup oluşmadığıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Bu noktada ekonomi ile coğrafyanın birbirinden ayrılmaz olduğunu düşünüyorum.

Kadınların ve Erkeklerin Bakış Açıları Meselesi

Konunun insan odaklı tarafına geldiğimizde, kadınlar ve erkekler açısından farklı bakışların tartışılması da ilginç olabilir. Fakat burada çok dikkatli olmak gerekiyor. “Erkekler şöyledir, kadınlar böyledir” şeklindeki kesin ifadeler hem bilimsel açıdan sorunlu hem de gerçek hayattaki çeşitliliği açıklamakta yetersizdir.

Buna rağmen toplumsal rollerin ve yaşam deneyimlerinin farklılaşması, bazı insanların aynı mekâna farklı sorularla bakmasına neden olabilir.

Örneğin bir erkek şehir planlamacısı ulaşım ağının verimliliğine, trafik süresine ve altyapı maliyetine daha fazla odaklanabilir. Bir kadın şehir planlamacısı ise aynı projede çocukların güvenliği, yaşlıların hareketliliği, bakım emeği, kamusal alanların kullanılabilirliği veya insanların kendilerini güvende hissedip hissetmediği gibi konuları özellikle gündeme getirebilir.

Fakat bunun tam tersinin gerçekleşmesi de son derece mümkündür. Empati yalnızca kadınlara, stratejik düşünme yalnızca erkeklere ait değildir.
 
Üst