El yapımı pekmez bozulur mu ?

Cansu

Yeni Üye
El Yapımı Pekmez Bozulur mu? Bilimsel Verilerle Raf Ömrü, Küflenme ve Saklama Koşulları

El Yapımı Pekmez Bozulur mu? Önce Soruyu Bilimsel Olarak Kuralım

Pekmez konusunda yıllardır kafamı kurcalayan basit ama aslında oldukça ilginç bir soru var: “Şeker oranı bu kadar yüksek bir yiyecek gerçekten bozulabilir mi?” Ev yapımı pekmezin aylarca, hatta bazen yıllarca saklandığını söyleyenler var. Başka bir tarafta ise kapağı açıldıktan birkaç ay sonra yüzeyinde küf oluşan veya ekşimsi bir koku alan pekmezlerden söz ediliyor.

Ben bu soruya yalnızca “bozulur” ya da “bozulmaz” diye cevap vermenin eksik kalacağını düşünüyorum. Çünkü gıda bilimi açısından pekmezin dayanıklılığını belirleyen tek unsur şeker miktarı değil. Su aktivitesi, pH, toplam kuru madde, sıcaklık, oksijen, hijyen, ambalaj ve üretim yöntemi birlikte değerlendirilmelidir.

Üstelik “el yapımı” ifadesi de tek başına bir kalite veya güvenlik göstergesi değil. Evde çok yüksek kuru maddeye kadar yoğunlaştırılmış, temiz koşullarda ve uygun ambalajla doldurulmuş bir pekmez ile yeterince yoğunlaştırılmamış, kapağı defalarca açılmış ve nemli kaşıkla kullanılan bir pekmezin davranışı aynı olmayabilir.

Bu nedenle konuyu biraz araştırma mantığıyla ele almak daha doğru. Gıda mikrobiyolojisinde bir ürünün bozulma riskini incelerken yalnızca görünüşe bakılmaz; pH, su aktivitesi, mikrobiyal sayımlar, sıcaklık ve kimyasal değişimler gibi parametreler ölçülür. Pekmez çalışmalarında da benzer yöntemler kullanılmıştır.

Pekmezin İçindeki Şeker Neden Mikroorganizmaları Zorlar?

Pekmezin bozulmaya karşı dayanıklılığının temel nedenlerinden biri yüksek miktardaki çözünmüş şekerdir. Ancak burada önemli bir ayrım var: “Çok şekerli” olmak ile “mikroorganizmaların çoğalamayacağı kadar düşük su aktivitesine sahip olmak” aynı şey değildir.

Su aktivitesi, gıdanın içerdiği toplam su miktarından farklı bir kavramdır. Mikroorganizmaların kullanabileceği suyun termodinamik olarak ne kadar erişilebilir olduğunu ifade eder. Gıda bilimi literatüründe su aktivitesinin mikrobiyal gelişmeyi tahmin etmek için önemli bir parametre olduğu uzun süredir kabul edilmektedir. Bir hakemli derlemede suyun gıda bozulmasını belirleyen en önemli faktörlerden biri olduğu ve su aktivitesi kavramının mikrobiyal gelişme potansiyelini değerlendirmede oldukça yararlı olduğu belirtilmektedir.

Şeker burada kritik rol oynar. Yüksek şeker konsantrasyonu suyun bir bölümünü bağlayarak mikroorganizmaların kullanabileceği serbest suyu azaltır. Böylece birçok bakterinin çoğalması zorlaşır.

Fakat bu durum “pekmezde hiçbir mikroorganizma yaşayamaz” anlamına gelmez. Özellikle bazı maya ve küf türleri düşük su aktivitesine ve yüksek şeker konsantrasyonlarına bakterilerden daha iyi uyum sağlayabilir.

Dolayısıyla pekmezin yüksek şeker içermesi güçlü bir koruyucu faktördür ama mutlak bir sterilizasyon yöntemi değildir.

Pekmez Araştırmalarında Gerçekten Hangi Değerler Ölçülüyor?

Bu noktada mevcut bilimsel çalışmalar oldukça faydalı. Türkiye'de yayımlanan araştırmalardan birinde 11 farklı pekmez örneğinin bileşimi incelenmiş ve örneklerde çözünür kuru madde oranı yüzde 68,6-78,3, toplam kuru madde yüzde 71,90-84,40 ve toplam şeker yüzde 49,76-76,81 arasında bulunmuştur. Aynı çalışmada pH değerleri 4,36-5,12 arasında değişmiştir.

Bu rakamlar önemli çünkü “pekmez” adı altında bile ürünlerin kimyasal özelliklerinin aynı olmadığını gösteriyor.

Başka bir araştırmada üzüm, dut, incir ve keçiboynuzu pekmezlerinin bileşimleri karşılaştırılmış; üzüm pekmezinde yüzde 79,30 toplam kuru madde ve yüzde 75 suda çözünür kuru madde bildirilmiştir.

Daha yakın tarihli bir çalışmada ise ticari ürünlerle geleneksel yöntemle ev koşullarında hazırlanmış sıvı üzüm pekmezleri karşılaştırılmıştır. Sıvı örneklerde çözünür kuru madde 69,1-74,4 °Brix, pH 4,40-5,78 arasında bulunurken bazı ev yapımı örneklerin de belirli kimyasal kriterler açısından standartlarla uyum göstermediği raporlanmıştır.

Buradan çıkarılabilecek önemli sonuç şu:

“Ev yapımı olduğu için daha doğal ve dolayısıyla daha dayanıklıdır” şeklinde bilimsel bir genelleme yapmak mümkün değildir.

Üretim koşulları sonucu belirler.

pH Neden Önemli? Pekmez Asidikse Bozulmaz mı?

pH, mikroorganizmaların gelişme potansiyelini belirleyen en önemli faktörlerden biridir. Pekmez örneklerinin çoğunda hafif asidik özellik görülse de ürünler arasında önemli farklılıklar bulunabilir.

Örneğin meyve ve sebze özütleri üzerinde yapılan kontrollü bir araştırmada araştırmacılar pH, titrasyon asitliği, şeker miktarı ve diğer içsel özelliklerin Listeria monocytogenes gelişimini nasıl etkilediğini incelemiştir. Çalışmada pH'sı 3,8 veya daha düşük olan ve asitliği yüksek bazı meyve sularında Listeria gelişimi gözlenmemiştir. Araştırmacılar asitlik ve pH'ın mikrobiyal davranış açısından kritik olduğunu vurgulamıştır.

Ancak buradan “pH 4'ün altındaysa her gıda güvenlidir” gibi bir sonuç çıkarmak yanlış olur. Mikroorganizmaların dayanıklılığı türden türe değişir ve gıdanın diğer özellikleri de önemlidir.

Dahası, pekmez örneklerinde pH değerlerinin 4,36'dan 5'in üzerine çıkabildiğini gösteren çalışmalar bulunmaktadır.

Bu nedenle yalnızca “ekşi bir ürün” olması, bozulma ihtimalini sıfırlamaz.

Pekmezde Küf Neden Oluşabilir?

Bir kavanoz pekmezin üzerinde beyaz, yeşil, gri veya koyu renkli bir tabaka gördüğümüzde ilk akla gelen küftür. Özellikle kavanoz açıldıktan sonra yüzeyde oluşan değişimler dikkate alınmalıdır.

Burada su aktivitesi yeniden karşımıza çıkıyor. Yüksek şeker konsantrasyonu bakterilerin gelişimini baskılayabilirken bazı maya ve küfler düşük su aktivitesi koşullarına daha toleranslı olabilir.

Ayrıca kavanozun kapağı her açıldığında ortamdan mikroorganizmalar girebilir. Temiz olmayan kaşık, ekmek kırıntıları, meyve parçaları veya su damlacıkları da ürünün yüzeyindeki yerel koşulları değiştirebilir.

Özellikle pekmeze ıslak kaşık daldırmak basit ama önemli bir saklama hatasıdır. Çünkü pekmezin tamamı düşük su aktivitesine sahip olsa bile yüzeye taşınan su, belirli bölgelerde mikroorganizmaların gelişmesi için daha uygun mikroçevreler oluşturabilir.

Bu yüzden “Kavanozun tamamı koyu ve şekerli, dolayısıyla küflenmesi imkânsız” yaklaşımı bilimsel olarak doğru değildir.

Erkekler Veriye, Kadınlar Sosyal Etkilere mi Odaklanır? Bu Ayrımı Sorgulamak Gerekmez mi?

Bu konu hakkında konuşurken ilginç bir sosyal boyut da ortaya çıkıyor. Gıda tartışmalarında erkeklerin daha çok ölçüm, rakam, pH, °Brix veya raf ömrü üzerinden; kadınların ise aile alışkanlıkları, çocukların tüketimi, büyüklerden öğrenilen saklama yöntemleri ve sosyal deneyimler üzerinden düşündüğü şeklinde genellemeler yapılabiliyor.

Fakat bunu biyolojik bir gerçek gibi sunmak doğru olmaz.

Veri odaklı düşünen bir kadın da olabilir; ailesinin geleneksel uygulamalarına büyük önem veren bir erkek de. Hatta aynı kişinin iki yaklaşımı aynı anda benimsemesi son derece normaldir.

Örneğin bir kişi “Bu pekmez 75 °Brix olduğu için daha dayanıklı olmalı” diyebilir. Aynı kişi annesinin yıllardır uyguladığı “kapağı açtıktan sonra buzdolabında sakla” yöntemini de sürdürebilir.

Diğer taraftan başka biri “Bizim ailede bu pekmez bir yıl boyunca oda sıcaklığında dururdu ve hiçbir şey olmazdı” diyebilir. Bu deneyim değerlidir; ancak tek başına kontrollü bilimsel veri değildir.

Bilimsel bakış açısı ile kişisel deneyim arasında düşmanlık kurmaya gerek yok. Deneyim bize hangi soruyu sormamız gerektiğini söyleyebilir; laboratuvar çalışması ise bu sorunun hangi koşullarda geçerli olduğunu araştırabilir.

Bence tartışmanın en verimli noktası tam olarak burası: Aileden gelen gıda saklama bilgilerini küçümsemeden, bunları ölçülebilir verilerle nasıl test edebiliriz?

El Yapımı Pekmez Neden Ticari Pekmezden Farklı Davranabilir?

Ticari ürünlerde üretim süreci daha kontrollüdür. Hammaddenin özellikleri, ısıl işlem, konsantrasyon, dolum koşulları, ambalaj ve depolama gibi aşamalar belirli standartlar çerçevesinde takip edilebilir.

Ev yapımı pekmezde ise üretim koşulları büyük ölçüde değişken olabilir.

Örneğin iki kişi aynı üzümden pekmez hazırlasa bile:

- kaynatma süresi,

- ulaşılan son kuru madde,

- başlangıçtaki üzümün mikrobiyal yükü,

- kullanılan kapların temizliği,

- dolum sıcaklığı,
 
Üst