Filistin cephesinde turklere ihanet eden komutan kimdir ?

Cansu

Yeni Üye
Filistin Cephesinde Türklere İhanet Eden Komutan Kimdi? Tarihî İddiaların Belgeler Işığında İncelenmesi

Filistin Cephesinde Türklere İhanet Eden Komutan Kimdi? Soruyu Önce Doğru Kurmak

Filistin Cephesi hakkında okuma yaptıkça insanın karşısına çok çarpıcı bir soru çıkıyor: “Türklere ihanet eden komutan kimdi?” İlk bakışta bunun tek bir isimle cevaplanabilecek basit bir tarih sorusu olduğu düşünülebilir. Fakat askerî tarih kaynaklarını, savaş günlüklerini, dönemin basınını ve daha sonraki hatıratları birlikte incelediğimizde meselenin bundan çok daha karmaşık olduğu görülüyor.

Özellikle Mustafa Kemal Paşa’nın 1918 Nablus Muharebesi sırasında “ihanet ettiği”, ordusunu savaşmadan geri çektiği ve bunun sonucunda 8. Ordu’nun kuşatılmasına yol açtığı iddiası uzun zamandır tartışılıyor. Akademik literatürde bu iddianın önemli ölçüde sorgulandığını belirtmek gerekir. Ege Üniversitesi öğretim üyesi Nuri Karakaş’ın Tarih İncelemeleri Dergisi’nde yayımlanan 2018 tarihli araştırması, doğrudan “Mustafa Kemal Paşa: İthamlar ve Gerçekler” başlığıyla bu tartışmayı ele alıyor. Araştırmanın temel sonucu, Mustafa Kemal’e yöneltilen ihanet suçlamalarının mevcut askerî belgeler ve 1918 tarihli kaynaklarla örtüşmediğidir.

Dolayısıyla bu yazının amacı bir komutanı “hain” ilan etmek değil; “ihanet” iddiasının hangi kaynaklardan çıktığını, savaş alanındaki gerçek hareketlerin ne olduğunu ve yenilginin hangi askerî şartlarda meydana geldiğini incelemektir.

Araştırma Yöntemi: Hatırat mı, Savaş Belgesi mi?

Tarih araştırmalarında en önemli sorunlardan biri, bir kişinin yıllar sonra kaleme aldığı hatırat ile olay sırasında oluşturulmuş askerî belgelerin aynı ağırlıkta değerlendirilmemesidir.

Bu konuda üç farklı kaynak grubunu karşılaştırmak gerekir:

1. 1918 tarihli askerî raporlar ve savaş belgeleri,

2. Olaydan hemen sonra yayımlanan gazete yazıları ve tanıklıklar,

3. 1930’lar, 1940’lar ve 1950’lerde yayımlanan hatırat ve siyasi yorumlar.

Bu ayrım özellikle önemlidir. Çünkü Cevat Rıfat Atilhan, Nablus Muharebesinden kısa süre sonra, 1918'in Kasım-Aralık aylarında Tasvir-i Efkâr gazetesinde “Suriye Hezimet-i Faciası ve Sebepleri” başlıklı yazılar yayımlamıştı. Ancak akademik araştırmada dikkat çekici bir ayrıntı ortaya çıkıyor: Atilhan'ın 1918'deki yazılarında Mustafa Kemal Paşa'ya yönelttiği sonradan ortaya çıkan ağır ihanet suçlaması bulunmuyor. Bu suçlamalar esas olarak 1950'de Büyük Doğu dergisinde yayımlanan “Görünmeyen İnkılâp” tefrikasında belirginleşiyor.

Bu nedenle tarihçinin yapması gereken, “Atilhan böyle söylüyor” demekle yetinmek değil; Atilhan'ın farklı tarihlerde yazdıklarını birbirleriyle karşılaştırmaktır.

Bilimsel yöntem açısından burada çok önemli bir prensip ortaya çıkıyor: tanıklığın tarihi, tanığın konumu ve olayla arasındaki zaman mesafesi dikkate alınmalıdır.

Peki İhanetle Suçlanan Komutan Kim? Mustafa Kemal Paşa İddiası Nasıl Ortaya Çıktı?

Türkiye'deki tartışmaların önemli bir bölümü Mustafa Kemal Paşa üzerinde yoğunlaşıyor. 1918'de 7. Ordu'nun komutanı olan Mustafa Kemal, 19 Eylül 1918'de başlayan Nablus Muharebesi sırasında ordusunun geri çekilmesini yönetti.

Eleştirilerin temel iddiası şudur: 7. Ordu savaşmadan geri çekilmiş, böylece 8. Ordu'nun sol kanadı açılmış, İngiliz birlikleri bu boşluktan geçerek Osmanlı kuvvetlerinin arkasına sarkmış ve büyük bozgun meydana gelmiştir.

Cevat Rıfat Atilhan'ın 1950 tarihli anlatısında bu iddia açık biçimde görülmektedir. Atilhan, 7. Ordu'nun geri çekilmesini bozgunun temel sebeplerinden biri olarak değerlendirmiş ve daha ileri giderek bunun kasıtlı bir hareket olduğunu ileri sürmüştür. Akademik araştırma ise bu anlatının savaş alanındaki askerî hareketlerle uyuşmadığını ortaya koymaktadır.

Burada kritik soru şudur: İngilizler gerçekten 7. Ordu'nun açtığı bir gedikten mi ilerledi, yoksa önce 8. Ordu hattını mı yardı?

Mevcut askerî veriler ikinci seçeneği destekliyor.

Nablus Muharebesinde Kuvvet Dengesi Ne Söylüyor?

Nuri Karakaş'ın araştırmasında verilen rakamlar oldukça açıklayıcıdır.

Osmanlı Yıldırım Ordular Grubu'nun üç ordusunda yaklaşık:

- 29.566 tüfek,

- 354 top,

- 2.600 kılıç

bulunurken İngiliz kuvvetlerinin yaklaşık:

- 57.000 tüfek,

- 12.000 kılıç,

- 540 top

bulundurduğu aktarılıyor. Kaynaklar arasında Osmanlı birliklerinin mevcudu konusunda farklı rakamlar bulunması da ayrıca belirtiliyor.

Daha önemlisi, Allenby'nin ana saldırısı doğrudan 8. Ordu'nun bulunduğu kıyı kesimine yoğunlaştırılmıştı. İngilizler yaklaşık 35.000 piyade, 9.000 süvari ve 383 topu yalnızca yaklaşık 15 millik bir bölgede yoğunlaştırmıştı. Bu, savaşın sonucunu anlamak açısından tek bir komutanın kişisel kararından çok daha önemli bir veri sunmaktadır.

19 Eylül 1918 sabahı saat 04.30'da başlayan ana İngiliz saldırısından sonra Osmanlı 8. Ordusu'nun savunma hatları çok kısa sürede yarıldı. İngiliz birlikleri aynı gün saat 07.00 civarında Nahr el-Falik'e ulaşmış, süvari birlikleri ise hızla kuzeye ilerleyerek Osmanlı ordularının geri çekilme yollarını kesmeye başlamıştı. 20 Eylül'e gelindiğinde Afule ve Bisan'ın ele geçirilmesiyle Osmanlı kuvvetlerinin geri çekilme sistemi ciddi biçimde çökmüştü.

Bu tablo, “7. Ordu hiçbir direnç göstermedi ve 8. Ordu'nun arkasını boş bıraktı” şeklindeki basitleştirilmiş anlatıyı ciddi biçimde problemli hale getiriyor.

Mustafa Kemal Geri Çekilme Emrini Kendi Başına mı Verdi?

Bir diğer önemli iddia, Mustafa Kemal Paşa'nın üst komutanlığın bilgisi dışında geri çekildiğidir.

Ancak akademik araştırmaya göre durum böyle değildir. 19 Eylül akşamında 8. Ordu'nun ön hattının çökmesi üzerine Mustafa Kemal Paşa yeni bir savunma hattına çekilme kararını Yıldırım Ordular Grubu Komutanı Liman von Sanders'e bildirmiş ve Sanders bu hattı uygun bulmuştur.

Dahası, 20 Eylül sabahı İngiliz birliklerinin 7. Ordu'ya yönelik saldırısı Osmanlı artçı birliklerinin sert direnişi nedeniyle yavaşlamış ve İngiliz saldırısı durdurulmuştur. Araştırmada özellikle 7. Ordu'nun tamamen savaşmadan kaçtığı iddiasıyla çelişen bu askerî direnç vurgulanmaktadır.

Dolayısıyla “geri çekilme” ile “ihanet” aynı şey değildir.

Modern askerî tarih açısından geri çekilme, kuvvetin yok edilmesini önlemek, yeni savunma hattı oluşturmak veya kuşatılmaktan kurtulmak için uygulanan meşru bir harekât biçimidir. Bir geri çekilmenin ihanet sayılabilmesi için kasıt, düşmanla gizli iş birliği veya görevi bilerek sabote etme gibi çok daha güçlü kanıtlar gerekir.

Nablus örneğinde bu kanıtların ortaya konulması gerekir.

Asıl Tartışılması Gereken İsim: Liman von Sanders

Eğer soru “Filistin Cephesi'ndeki yenilgiden hangi komuta kararları sorumluydu?” şeklinde yeniden kurulursa, araştırmanın odağı genişliyor.

1918'de Yıldırım Ordular Grubu'nun başında Alman General Liman von Sanders bulunuyordu. İlginç biçimde, Cevat Rıfat Atilhan'ın 1918'deki kendi yazıları bile Mustafa Kemal'i tek sorumlu olarak göstermiyor. Atilhan, savunma sisteminin zayıflığı, yedek hatların yeterince hazırlanmaması ve üst komuta kademesinin hazırlıksızlığı üzerinde de duruyordu.

Aynı akademik çalışma, Atilhan'ın 1918'deki yazılarından şu temel sonucu aktarıyor: büyük yenilgilerin tek bir hatadan meydana gelemeyeceğini ve Suriye yenilgisinin uzun süredir biriken yönetim ve hazırlık problemlerinin sonucu olduğunu belirtiyor.

Bu nokta son derece önemlidir.

Çünkü bir ordunun yenilgisi yalnızca cephedeki son 24 saatin değil, aylarca hatta yıllarca devam eden lojistik, istihbarat, insan gücü, ulaştırma, eğitim ve komuta problemlerinin sonucudur.

Lojistik Veriler “İhanet” Tartışmasını Nasıl Değiştiriyor?

Eyal Berelovich ve Ruth Kark'ın First World War Studies dergisinde yayımlanan hakemli araştırması, Osmanlı ordusunun Filistin'deki başarısını yalnızca komutanların kişisel kararlarıyla açıklamanın yetersiz olduğunu gösteriyor.

Araştırmacılar Osmanlı Türkçesi, Türkçe, Arapça, İngilizce, Almanca ve İbranice birincil kaynakları; resmî savaş literatürünü, asker ve komutan hatıratlarını ve karşı tarafın kaynaklarını birlikte kullanmışlardır. Araştırmanın temel amacı, Filistin'deki altyapı ve askerî lojistiğin Osmanlı operasyonlarını nasıl sınırladığını ortaya koymaktır.
 
Üst