Peygamberlerin akıllı, zeki ve uyanık olmaları anlamına gelen terim hangisidir ?

Cansu

Yeni Üye
Peygamberlerin Akıllı, Zeki ve Uyanık Olmaları Anlamına Gelen Terim Hangisidir?

Peygamberlerin Akıllı, Zeki ve Uyanık Olmaları Anlamına Gelen Terim Hangisidir?

Bir peygamber düşünün: Karşısında kendisine inanmayan kalabalıklar var, söyledikleri sürekli tartışılıyor, bazen tehdit ediliyor, bazen alaya alınıyor. Üstelik bütün bunların ortasında doğru kararı vermesi, insanları anlaması, olayların arkasındaki gerçekleri kavraması ve Allah’ın mesajını eksiksiz şekilde aktarması gerekiyor. Kısacası modern dünyadaki “toplantı yarın ama sunum bugün istendi” seviyesindeki stresin biraz daha manevi ve tarihî olanı!

Peki böyle bir durumda peygamberlerin sahip olması gereken akıl, zekâ, kavrayış ve uyanıklık hangi kavramla ifade edilir?

İslamî terminolojide bunun cevabı “fetânet”tir.

Fetânet, peygamberlerin akıllı, zeki, anlayışlı, güçlü kavrayış sahibi, uyanık ve basiretli olmalarını ifade eden temel sıfatlardan biridir. Peygamberlerin görevlerini yerine getirebilmeleri açısından bu özellik son derece önemlidir. Çünkü peygamberlik yalnızca bir mesajı insanlara ulaştırmaktan ibaret değildir; mesajı doğru anlamak, muhatabın durumunu değerlendirmek, uygun bir iletişim yöntemi kullanmak ve karşılaşılan güçlükler karşısında isabetli davranmak da gerekir.

Fetânet Kelimesi Tam Olarak Ne Anlama Gelir?

“Fetânet”, genel olarak üstün zekâ, akıl, anlayış, kavrayış ve uyanıklık anlamlarında kullanılan bir terimdir. Dinî açıdan bakıldığında ise peygamberlerin Allah’tan aldıkları vahyi anlayıp insanlara doğru biçimde aktarabilmeleri ve peygamberlik görevlerini başarıyla yerine getirebilmeleri için gerekli olan üstün akıl ve kavrayışı ifade eder.

Burada önemli bir ayrıntı var: Fetânet yalnızca “çok zeki olmak” şeklinde anlaşılmamalıdır.

Bir insan matematik problemlerini olağanüstü hızlı çözebilir ama insanların duygularını anlamakta zorlanabilir. Başka biri insan ilişkilerinde müthiş başarılı olabilir fakat stratejik karar vermekte zorlanabilir. Bir başkası ise kriz anında herkes paniklerken soğukkanlılığını koruyabilir.

Fetânet kavramı peygamberler açısından değerlendirildiğinde akıl, anlayış, basiret, muhakeme ve olayları doğru değerlendirme yeteneğinin bütününü kapsayan daha geniş bir anlam taşır.

Yani mesele sadece “IQ yüksek mi?” değildir. Asıl soru şudur:

“Karşısındaki karmaşık durumu doğru anlayıp doğru davranabilecek bir kavrayışa sahip mi?”

Peygamberler açısından cevap kesinlikle evettir.

Peygamberlerin Sıfatları Arasında Fetânetin Yeri

Kelâm ve akaid kaynaklarında peygamberlerin sahip olması gereken temel sıfatlar arasında genellikle sıdk, emanet, fetânet, ismet ve tebliğ zikredilir.

- Sıdk: Doğru olmak, asla yalan söylememek.

- Emanet: Güvenilir olmak.

- Fetânet: Akıllı, zeki, anlayışlı ve uyanık olmak.

- İsmet: Günahlardan ve peygamberlik görevine zarar verecek davranışlardan korunmuş olmak.

- Tebliğ: Allah’tan aldığı mesajları insanlara eksiksiz ulaştırmak.

Bu sıfatları bir ekip gibi düşünmek mümkün. Sıdk yoksa güven problemi ortaya çıkar. Emanet yoksa insanlar peygambere güvenemez. Tebliğ yoksa mesaj insanlara ulaşmaz. İsmet peygamberlik görevinin güvenilirliği açısından önem taşır. Fetânet ise bütün bu görevlerin doğru şekilde yürütülmesini sağlayan aklî ve idrakî yeterliliği ifade eder.

Bir bakıma fetânet, “sistemin işlemci gücü” gibidir. Ama burada bilgisayarın fanı çalışıyor mu diye kontrol etmiyoruz tabii!

Hz. Muhammed’in Hayatında Fetânet Nasıl Görülebilir?

Fetânet kavramını anlamanın en iyi yollarından biri Hz. Muhammed’in hayatındaki olaylara bakmaktır.

Bunlardan en dikkat çekici örneklerden biri Kâbe’nin onarımı sırasında Hacerülesved’in yerine konulması hadisesidir.

Kureyş kabileleri Kâbe’nin yeniden inşası sırasında Hacerülesved’i yerine koyma konusunda anlaşmazlığa düşmüştü. Her kabile bu onurlu görevi kendisi yapmak istiyor, mesele giderek ciddi bir tartışmaya dönüşüyordu. Böyle bir durumda yanlış bir hamle, kabileler arasında büyük bir çatışmaya yol açabilirdi.

Hz. Muhammed ise henüz peygamberlik görevinden önce, tarafları ortak bir çözüm üzerinde buluşturacak bir yöntem ortaya koydu. Hacerülesved bir örtünün üzerine konuldu, kabile temsilcilerinin birlikte taşıması sağlandı ve taşı yerine yerleştirme görevini kendisi gerçekleştirdi.

Buradaki dikkat çekici nokta yalnızca fiziksel bir çözüm bulunması değildir. Asıl mesele farklı grupların onurunu koruyarak çatışmayı önleyen bir çözüm geliştirebilmektir.

İşte fetânetin anlamını burada daha iyi kavrayabiliriz.

Akıllı olmak bazen en karmaşık problemi tek başına çözmek değildir. Bazen herkesin “Ben haklıyım!” diye bağırdığı bir ortamda, insanların birlikte hareket edebileceği bir yol bulmaktır.

Erkekler Stratejiye, Kadınlar Empatiye mi Yakındır? Bu Konuya Daha Dikkatli Bakmak Gerekir

Burada günümüzde sık karşılaşılan bir klişeye de dikkat etmek gerekiyor: “Erkekler çözüm odaklıdır, kadınlar duygusaldır.”

Bu cümle kulağa pratik bir genelleme gibi gelse de insan davranışlarını açıklamak için fazlasıyla yüzeyseldir.

Çözüm odaklılık erkeklere, empati kadınlara ait bir özellik değildir. Bir erkeğin insan ilişkilerinde son derece hassas ve empatik olması mümkün olduğu gibi bir kadının kriz anında son derece stratejik, analitik ve hızlı karar veren biri olması da gayet doğaldır.

Hatta aynı kişinin farklı durumlarda iki yaklaşımı birden sergilemesi mümkündür.

Örneğin bir erkek, iş yerinde yaşanan krizi çözmek için son derece stratejik davranırken evde arkadaşının yaşadığı problemi çözmeye çalışmak yerine önce onu dinlemeyi tercih edebilir. Bir kadın, ailesindeki bir tartışmada insanların duygularını anlamaya çalışırken aynı zamanda son derece sistematik biçimde çözüm planı geliştirebilir.

Bunlar birbirine zıt özellikler değildir.

Tam tersine, sağlıklı muhakeme çoğu zaman strateji ile empatiyi bir araya getirir.

Fetâneti de yalnızca “erkeklerin çözüm üretmesi” veya “kadınların insanları anlaması” gibi cinsiyet kalıplarına sıkıştırmak doğru olmaz. Peygamberlerin hayatındaki örnekler, insanları anlamanın, doğru zamanda doğru karar vermenin, farklı karakterlere uygun iletişim kurmanın ve gerektiğinde stratejik davranmanın önemini gösterir.

Burada belki daha ilginç bir soru ortaya çıkıyor:

En zeki insan, en hızlı çözümü bulan kişi midir; yoksa çözümün insanlar üzerindeki etkisini de hesaplayabilen kişi mi?

Fetânet kavramı ikinci yaklaşımı düşünmemiz için güzel bir kapı açar.

Fetânet ile Basiret Arasındaki Fark Nedir?

Fetânet ile basiret birbirine yakın kavramlar olsa da tamamen aynı değildir.

Fetânet, akıl ve zekâ başta olmak üzere güçlü kavrayış, anlayış ve muhakemeyi ifade eder. Basiret ise bir olayın görünen tarafının ötesini fark edebilme, doğru değerlendirme ve isabetli öngörü anlamlarına gelen daha geniş bir kavramdır.

Bunu günlük hayattan basit bir örnekle düşünebiliriz.

Bir kişi satrançta çok iyi olabilir. Hamleleri hızlı hesaplar, rakibinin seçeneklerini analiz eder. Bu güçlü zihinsel kapasite fetânet kavramını anlamaya yardımcı olabilir.

Fakat aynı kişi rakibinin neden o hamleyi yaptığını, oyunun psikolojik yönünü veya uzun vadeli sonucu değerlendiremiyorsa yalnızca hızlı hesap yapmak yeterli olmayabilir.
 
Üst